Avrupa Birliği'nde mobilya pazarı 950 milyar dolarlık büyüklüğe yaklaşırken, sektörde rekabetin yönü değişiyor. Uzmanlara göre fiyat avantajının yanı sıra özgün tasarım, güçlü marka kimliği ve sürdürülebilir üretim anlayışı artık Avrupa pazarında başarıyı belirleyen temel unsurlar arasında bulunuyor.
Avrupa pazarında tasarım odaklı büyüme
Belgian Economic Mission Türkiye Delegesi Abdurrahman Tanrıkulu, Avrupa mobilya sektöründe tüketici beklentilerinin değiştiğini belirterek, tasarım ve markalaşmanın her geçen gün daha fazla önem kazandığını söyledi. Tanrıkulu, kendi tasarım anlayışını geliştiren ve güçlü markalar oluşturan Türk mobilya üreticilerinin Avrupa Birliği pazarında önemli büyüme fırsatları yakalayabileceğini ifade etti.
Türk üreticilere markalaşma çağrısı
Türk mobilya sektörünün üretim kabiliyetinin yüksek olduğuna dikkat çeken Tanrıkulu, katma değeri artırmanın yolunun özgün tasarım ve kurumsal marka yatırımlarından geçtiğini vurguladı. Özellikle Avrupa'da kendi kimliğini oluşturan markaların daha güçlü rekabet avantajı elde ettiğini belirten Tanrıkulu, Türk firmalarının bu alanda önemli bir potansiyele sahip olduğunu dile getirdi.
Otel ve restoran mobilyalarında sürdürülebilir ürünler öne çıkıyor
Avrupa pazarında özellikle otel, restoran ve kafe projelerine yönelik mobilyalarda çevre dostu üretim anlayışının öne çıktığını belirten Tanrıkulu, estetik, fonksiyonellik ve sürdürülebilir malzeme kullanımının satın alma kararlarında belirleyici hale geldiğini söyledi. Bu segmentte çevresel standartlara uygun üretim yapan firmaların daha fazla tercih edildiğine dikkat çekti.
Mobilya ihracatında güçlü artış
Türkiye mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörü de ihracatta yükselişini sürdürüyor. Sektör, haziran ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,2 artışla 694,4 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, yılın ilk altı ayında toplam ihracat 3,75 milyar dolara ulaştı.
Sektörün ikinci yarı beklentisi destekler yönünde
AKAMİB Başkanı Adem Derinel ise haziran ayında ihracatta toparlanma yaşandığını ancak küresel talepteki yavaşlama, yükselen üretim maliyetleri ve uluslararası fiyat rekabetinin sektör üzerindeki baskısını sürdürdüğünü belirtti. Derinel, yılın ikinci yarısında üreticilerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve ihracatçının rekabet gücünü artıracak destek mekanizmalarının devreye alınmasının sektör açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.








